Camdan yeşil çimenlerin üstünde zıplayarak sağa sola koşuşturan tavşanlara bakıyorum. Hava soğuk ve puslu. İçmek mideme ve migrenime dokunmasa burada her gün içebilirim. Biraz olsun ısınmak ve güneşin yokluğunu hissetmemek için. Ders çalışmam lazım ama sadece uyumak istiyorum. Uyumak da unutturuyor her şeyi çünkü. Mutfak ve çalışma odası olarak kullandığım 4 metrekarelik odaya gidiyorum. Kaldığım yurt öyle büyük ve karanlık ki, ölsem ancak 10 gün sonra birisi farkına varır.
Okumaya devam edin County CollegeSen Aslında Hep Buradasın
Bazı insanlar vardır, bu dünyaya kendi hayatlarını yaşamaya değil, başkalarına hayatın farklı yüzlerini göstermek için gelirler. Onlar aslında hayat filminizin figüranlarıdır ya da yardımcı oyuncuları. Rolleri bitince çıkıp giderler ama onlar gitse de söyledikleri ya da yaptıkları sizin hayatınıza damgasını vurur. Hiçbir şey eskisi gibi değildir, olamaz da.
1996 yılının Şubat’ında bir gün işyerindeyken telefon çaldı. Çok sevdiğim bir dostum, ağlamaklı bir sesle hoş beşten sonra şöyle dedi:” Biliyor musun Sevinç biriyle tanışmış tatilde ve birbirlerine aşık olmuşlar” Ben iş ortamında rahat konuşamadığımdan ve konuşmayı kısa kesmek istediğimden hemen sormuştum, “Peki sen niye bu kadar üzgünsün?” Aldığım cevap karşısında susmuştum. “Çünkü onlar tanıştıktan bir hafta sonra, çocuk kanser olduğunu öğrenmiş.”
Okumaya devam edin Sen Aslında Hep BuradasınGerisi Sadece Gök ve Toprak
Sol tarafımda deniz, yağmurun ıslattığı sarılı kırmızılı güz yapraklarına basarak yürüyorum. Rüzgar soğuk esiyor ama yine de üşümüyorum. Bazen soğuk insana iyi geliyor; kapıldığı rehavetten üstüne ancak bir bardak su atılınca uyanıveren birisi gibi hem irkiliyor, hem ayılıyorum.
Okumaya devam edin Gerisi Sadece Gök ve ToprakBenim Sevmediğim “Ben”i Bile Sever Misin?
Bu aralar Alain de Botton‘un Aşk Üzerine
sini okuyorum. Aslında pek okuyorum denemez buna, daha çok hemen her satırın altını çizerek sanki yeniden yazıyorum kitabı, yüzümde şaşkın ve onaylayan bir ifadeyle. Tabii benim açımdan bakınca çok geç kalınmış bir kitap bu. Ama belki de kitaptaki her şeyi bire bir ve birkaç kere yaşamamış olsaydım da bu kadar zevk almazdım.
Örneğin Oscar Wilde‘dan alınan şu cümle ne kadar doğru!
Okumaya devam edin Benim Sevmediğim “Ben”i Bile Sever Misin?
Her aşık oluş umudun kendini bilmişliğe karşı zaferidir. Kendimizde gördüklerimizi, onda görmemeyi umarak aşık oluruz; yani korkaklıklarımızı, zayıflıklarımızı, tembelliğimizi, sahtekârlıklarımızı verdiğimiz ödünleri ve aşırı aptallıklarımızı…
Kendime Ait Bir Oda
Bu aralar bir bekar evini özler oldum. Hatta şakayla karışık kendime bir garsoniyer tutacağım diyorum etraftakilere. Ama burası genelde kullanıldığının aksine, uyumak için olacak. Sadece uyumak için.
Hiç bir şeyi düşünmek zorunda olmadan, en ufak bir sese fırlayacak tedirginlikte olmaksızın yatacağım bir ev. Telefonu, televizyonu, gürültü yapan komşuları olmayan ve hatta ışık almayan karanlık bir oda istiyorum. Yorganın altında huzur içinde ne zaman kalkacağımı bilmeden yatmanın keyfiyle kaybolmak, ısıttığım yatakta kendi sıcaklığım ve kokumla yatmak istiyorum. Saatler ya da günler geçse de oradan ancak kendi istediğim zaman kalkacağımı bilerek.
Okumaya devam edin Kendime Ait Bir OdaAsariye Yokuşu
Ben İngiltere’deyken annemler yeni bir eve taşındılar. Annem telefonda bana sordu, “Geldiğinde bizimle oturacak mısın? Sana oda hazırlayalım mı?”. “Hayır anne” dedim “ben döndüğümde İstanbul’da yaşayacağım.” Ani bir soruya verilmiş ani bir cevaptı. Oysa İstanbul’da hiç kimsem yoktu. Ne bir akrabam, ne bir tanıdığım. Sadece bir arkadaşım iş bulup yerleşmişti o kadar. İki kere de günübirlik iş görümesine gidip dönmüştüm. Tüm İstanbul bilgim Beşiktaş’tan Üsküdar’a motor çalıştığı ve Taksim Meydanı’ndan ibaretti.
Okumaya devam edin Asariye YokuşuBoğazımda düğümlenen kelimeler beni kanser yapar mı?
Susmak nedir? Konuşulanlar duyuluyorsa susulanlar nereye gider? Yutulan kelimeler nerede birikir vücutta? Meditasyonda kullanılan mantralar misali yaydıkları özel titreşimlerle dolaşıp dururlar mı içimizde, yoksa bir hiçlikte mi kaybolurlar sessizce? Ve bir insan söylemek dururken neden susmayı seçer?
Okumaya devam edin Boğazımda düğümlenen kelimeler beni kanser yapar mı?